7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, TBMM Dışişleri Komisyonu’ndaki görüşmelerin ardından önemli bir aşama kaydetti. Komisyon Başkanı Fuat Oktay’ın yönetiminde gerçekleşen ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü’nün sunum yaptığı kritik oturumda, anlaşmaya dair kanun teklifi onaylanarak Genel Kurul gündemine taşındı. Gelecek hafta anlaşmanın TBMM Genel Kurulu’nda ele alınması bekleniyor. Anlaşmanın onaylanmasına yönelik kanun teklifi, AK Parti, MHP ve ana muhalefet partisi CHP’li komisyon üyelerinin ortak oylarıyla kabul edildi.
Uzmanlar ve komisyon sunumlarına yansıyan veriler doğrultusunda, Mekke Anlaşması ile ilgili öne çıkan endişeler ve olumlu görünen başlıklar şu şekildedir:
Caydırıcılık: Taraflardan birine yapılacak dış kaynaklı silahlı saldırı, tüm üyelere yönelik bir tehdit olarak kabul edilecek. Bu kolektif savunma ilkesi, bölgede olası saldırgan aktörlere karşı güçlü bir caydırıcılık sağlama potansiyeli taşıdığı düşünülüyor.
Sanayi ve İstihbarat Ağı: Üç ülke arasında teknoloji transferi, ortak Ar-Ge projeleri, mühimmat/silah üretimi ve terörle mücadelede doğrudan istihbarat paylaşımı yasal bir çerçeveye kavuşturuluyor.
Genişleme Vizyonu: İttifak yalnızca kapalı bir grup değil; Mısır, Katar ve Bangladeş gibi diğer bölge ülkelerinin katılımına da açık bir yapı sunuyor.
Çatışmalara Çekilme Riski: Suudi Arabistan veya Pakistan’ın (örn. Yemen’deki Husiler veya Hindistan ile olan gerilimlerde) dış kaynaklı bir saldırıya maruz kalması durumunda Türk askerinin doğrudan sıcak çatışmalara dâhil olma riski en önemli tartışma başlıkları arasında yer alıyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı Levent Gümrükçü komisyondaki sunumunda bu riske değinerek askeri desteğin otomatik olarak devreye girmediğini ve kararların TBMM’nin onayına bağlı olduğunu ifade etti. İlk aşamada planlanan desteğin taarruz değil, hava savunması ve elektronik harp personeli düzeyinde olacağını belirtti.
10 yıllık süre: Anlaşmaya taraf olan ülkelerin ilk 10 yıl boyunca ittifaktan ayrılmasının mümkün olmaması, Türkiye’nin esnek dış politika uygulama alanını daraltacağı gerekçesiyle eleştirildi. Dışişleri yetkilileri ise bu maddenin Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve NATO gibi köklü belgelerde bulunan standart bir uluslararası prosedür olduğunu savundu.
Bölgesel kamplaşma: İttifakın İran’a karşı bir cepheleşme ya da bölgede “İslami NATO” algısını yaratıp yaratmayacağı sorusuna yanıt veren dışişleri yetkilileri; anlaşmanın hiçbir üçüncü ülkeyi hedef almadığını, bölge sorunlarını dış müdahale olmadan çözme iradesi taşıdığını vurguladı ve NATO müttefiklerince de olumlu karşılandığını belirtti.